28 Kasım 2016 Pazartesi

NAR tanem, NUR tanem, BİR tanem ...



Kışın içinizi ısıtan kırmızı rengiyle en faydalı meyvelerinden biri. NAR...

İçindeki şekerle diyabete, içindeki yağla obeziteye, içindeki antioksidan ve antienflamatuar bileşiklerle başlıca yaşlanmaya, kansere, alzheimera savaş açan meyve.

Su, fruktoz ve vitaminden oluşan pek çok meyveden farklı olarak nar; çekirdeklerinde protein ve yağ da içerir. Ayrıca iyi bir lif kaynağıdır ve bu da kabızlığı önlemede etkilidr.

Neler Yok Ki İçinde ?

1 nar yaklaşık olarak 1 günlük C ile K vitamini ihtiyacının yarısını, folik asit ihtiyacının ise; çeyreğini karşılar. Ayrıca yüksek oranda B1, B2, B5 ve B6 vitamini içerir. Çekirdeklerinde bulunan mineraller (fosfor, potasyum, manganez ve bakır) günlük ihtiyacın 5'te 1'ini karşılar. Az da olsa çinko, magnezyum, demir ve kalsiyum da içerir. bu zengin mineral içeriğinin yanı sıra sağlığa yararlı organik bileşikler de içerir. Bunlardan en önemli ikisi; punikalajin ve punisiktir.

Punikalajin polifenol grubundan olup bilinen en güçlü antioksidanlardan biridir. Sadece narın kabuğunda ve iç kısmındaki sarı renkli zarda mevcuttur. Narın genellikle yenmeyip atılan kısmında bulunan punikalajin hazır satılan nar sularında daha yüksektir; çünkü üretimde narın tamamı kullanılmaktadır.
Evde sıkılan ve kabuk içermeyen nar suyu yeşil çaya göre 2 kat, hazır nar suları ise 3 kat fazla antioksidan içerir.

Punisik Asit sadece nar çekirdeklerinde buluna bir yağ asididir ve yağ yakımında öenmli rolü vardır.
Nar çekirdeği yağı, kalp hastalığı göstergesi olan trigliserit düzeyini önemli ölçüde düşürür. Ayrıca yanlış beslenme sonucu gelişen yüksek kan şekeri ve insülin direnci problemlerini azaltır.

Kısaca nar;


  • Şeker içeren bir meyve olmasına rağmen içildikten 1-2 saat sonra şeker hastalarında kan şekeri düzeyini ve insülin direnci seviyesini azaltır. damar tıkanıklığını önler ve kalp hastalığı riskini azaltır.
  • Nar içerdiği antioksidanlar ile serbest radikallerle savaşır, kolesterolü kanda taşıyarak damarlarda biriken LDL kolesterolü düşürür ve damarların genişleyip rahatlaasını sağlayan nitrik asit seviyesini yükseltir. Nar bu özellikleriyle kalbe en yararlı besindir.
  • Fiziksel aktivite sırasında vücudun yorulmasını geciktirir ve damarları genişleterek daha uzun süreli performans sağlatır.
  • Yapısındaki anti-enflamatuar bileşikler ile de beyni korur ve parkinson, alzheimer gibi hastalıkların gelişimini yavaşlatır. Ayrıca hafızayı güçlendirdiğini söyleyen çalışmalar vardır.
  • Nar aynı zamanda antibakteriyel bir meyvedir ve diş plaklarını önlerken diş dokusunu sıkılaştırarak diş kayıplarını önlemede yardımcıdır.
  • Her meyve  için kanser önleyicilikten bahsediliyor; ancak nar için bu gerçek. laboratuvar ortamında nar özütünün meme, prostat, kolon ve deri kanser hücrelerinin çoğalmasını önlediği ya da yavaşlattığı görülmüştür.
  • Nar cilt için de yararlı. Kozmetikte pek çok ürün içinde görmemiz mümkün. Bunu da deri hücrelerini ve kollajen dokuyu arttırarak yapar.
Bütün bu özellikleri sayesinde narı soymaya bir zahmet üşenmeyelim, hatta benim gibi narı kabuğuyla sıkmak uğruna katı meyve sıkacağınızdan acayip motor kokuları getirebilirsiniz.

Narı hazır mevsimiyken bol bol yiyelim ve yedirelim.

Soyması zor diyenler için işte video :))









25 Ekim 2016 Salı

"ARA ÖĞÜN" DİYE BİR GERÇEK VAR.

1.5 yıl buraya yazı yazmadan geçmiş, çocuk büyümüş, neredeyse 3 yaşında olmuş... Zaman ne değişik bir kavram. "Göz açıp kapayana kadar geçiyor" sözünü ilk söyleyen kişiyi merak ettiriyor insana.

Aktif bir iş yaşamım yok hala, oğlumu büyütüyorum; tabii artık bu arada bazı planlar da yapıyorum ;) Bir süre önce hayalimde olan "DENGEM BESLENME" adı altında instagram hesabı açtım. Online diyet olarak başladım ufaktan. Destek verenlere teşekkürler.

Başlıkla ilgili yazı gelmek üzere...

Sağlıklı beslenme, daha uzun ve daha kaliteli bir yaşamın kilit noktası. Tabii bunun da gereği yeterli dengeli beslenmeyi 3-5 ay sonra bitecek bir görev gibi görmeyerek yaşam tarzı haline getirmek. Peki yeterli ve dengeli beslenmek ne demek?

Hemen herkes duymuştur "3 ana 3 ara öğün beslenin" diyorlar. Diyorlar da niçin diyorlar? Bir bildiğimiz var elbette. İnsanlar genelde ana öğünleri yapacaklarını bilirler, atlamazlar; zaten unutulan atlanan değer verilmeyen ara öğünlerdir.

Yazdığım zayıflama listelerini gören pek çok danışanım "ben bu kadar yersem kesin kilo alırım." diyor :) Bunun çok yemekle alakası yok. Yıllar süren ve devam eden pek çok araştırmanın sonucu olarak 3 hatta bazen 4 ara öğün tüketmenin beden üzerinde olumlu etkili vardır.


  • Ara öğün yapmak, kan şekerinin düşüşü ile meydana gelebilecek büyük açlık durumlarını engeller. Ana öğünden yaklaşık 2-3 saat sonra kan şekeri düşmeye başlar ve vücut tekrar acıkarak önüne ne gelirse onu tüketme ihtiyacı hisseder. Bu yüzden ana öğünlerden 1.5-2 saat sonra yapılacak ara öğün bu büyük açlık hissini ortadan kaldırarak gereksiz kalori alımını durdurur.

  • Ara öğün yapmaya alışmış olan vücut bu beslenme alışkanlığı sayesinde metabolizma hızını arttırır ve bu durum da kilo vermeyi hızlandırır.
Peki ara öğünde neler yemeliyiz??

  • Çok şekerli ve tuzlu yiyecek ve içeceklerden, içeriği bilinmeyen gıdalardan uzak durmalıyız.
  • Tek başına karbonhidrat kaynağı; kan şekerinin ani yükselip düşmesine neden olacağından yannda protein içeriği olan süt, yoğurt veya peynir ile birlikte tüketmek ideal olanıdır.
  • Ara öğünlerimizi maksimum 200 kalori olacak şekilde tüketirsek hem kilo kontrolü hem de kan şekeri kontrolü sağlamış oluruz.
  • Posa içeren besinlere diyetimizde yer vererek; midede tokluk oluşturabilir ve başlıca sindirim sistemi ile kalp-damar hastalıklarından da korunabiliriz.
Örnek ara öğünlere gelirsek;

  • 1 değişim meyve ve 2 adet ceviz
  • Yarım simit ve 1 bardak ayran
  • 1 dilim ekmek ve 1 dilim peynir
  • 1 değişim meyve ve 4 kaşık yoğurt
  • 2 galeta ve 1 bardak süt
  • 3 diyet biküvi ve 1 değişim meyve

Liste bu şekilde uzayıp gider. Benim zamanım yok ara öğüne diyenler... 2 kuru kayısı ve 2 cevizi yemek için ne kadar zamanınız olsun istersiniz :)


Gerçekleri göz ardı etmeyin. ARA ÖĞÜN diye bir gerçek var gerçekten. Şehir efsanesi değil. Zaten biz de Amerikalı değiliz :))))

Diyetisyen Melekber DENİZ




25 Mart 2015 Çarşamba

Ben de emzirdim culk culk..

      Blog açmak marifet değil içine yazı yazmak marifet. Mart kapıdan baktırırken bir şeyler yazayım artık dedim. Zira 5 günü kaldı bu ayın da :D Bilgisayarı elime aldığım nadir zamanlarda takip ettiğim bir kaç dizinin çıkmış bölümlerini izliyorum anca. Telefondan yazmak da istemiyorum sayfa düzeni önemli benim için ::))) Bloga sıra gelemiyor. Biraz uzun ve az fotolu bir yazı olacak kusura bakmayın :p

      Geçen 1 ayda en son bahsettiğim aktivite kitabına başladım. Sevgili eşim A 101'e gelen dikiş makinesini haklı olarak almama izin vermediği için sayfaların dikiş kısmı, makinesi olan birinin ellerinden öpecek artık. Detaylar kitap bitince. Ben bugün hakkımı biraz profesyonellikten yana kullanmak istedim. Hala çalışmayan diyetisyen bir anne olarak bildiklerimi en azından buraya dökeyim dedim. Biraz da iş konuşalım derler ya...Hadi başlayayım :D

      Başlığa her ne kadar geçmiş zaman olarak yazsam da ben hala emziren bir anneyim. Oğlum 16. ayını bitirmek üzere ve çok şükür ki hala emiyor. Burada emzirmenin pek çok faydalı yanlarını maddeler halinde yazmak istemiyorum. Nereye yazsan 3 aşağı 5 yukarı bulunur zaten. Ben emzirmenin zayıflama üzerindeki etkisi üzerinde durmak istiyorum.

      Hamilelikte alınması gereken kilo toplamda ideal olarak 12.5 kg'dur. Zayıf kişilerde 17-18 kg, şişman kişilerde 7 kg da idealdir. Hamileliğine normal beden kitle indeksine sahip bir diyetisyen olarak 58 kg ile başladım. Veeeee toplamda 16 kg aldım. Evet işi basit tabirle başkalarını zayıflatmak olan bir diyetisyen kişisi olarak idealin üstünde kilo alarak hamileliğimi tamamladım.


      Oğlumu kucağıma aldığımda okulda öğretilen önceden çalışılan hiçbir şeyin pratikte kolay olmadığını anladım. Çünkü hastanede çalışırken yeni doğum yapmış annelerin odasına girip bebeği emzirmesini tembihlerken benim bebeğim 3 gün emmeyi beceremedi ya da ben emzirmeyi beceremedim. Ama tabii ki pes etmedim ve umudumu kaybetmedim. En önemli kısım burası her anne bebeğini emzirebilir yeter ki istesin ve kesinlikle bebeğini doyurabilir. Pek çoklarından duyacaksınız "Bu bebek doymuyor, aç." laflarını. Bir kulağınızdan girip diğerinden çıksın derim.

      3 gün emmeyen bebek tabii ki aç olacaktır ben de mama yapıp verdim ama sağma makinesiyle sütümü sağıp kendi sütümü de içirdim. 3. günden sonra 2miz de doğal sürece alıştık. Oğlum emmeye ben de emzirmeye başladım. Sayılarla konuşmak gerekirse bırakın bebeğiniz o ay 2 kilo almasın, 700 gr alsın ama emzirin. Siz emzirdikçe sütünüz artacak ve her 1 ml süt üretimi için 7 kalori de harcayacaksınız. Kilo verme kısmı da burada devreye giriyor. Artan enerji ihtiyacından. Kabaca 100 ml süt üretmek 700 kalori harcatıyor. Biz, emzikli kadınların beslenme programlarına normal ihtiyaçlarından fazla olarak 500 kalori ekliyoruz. Buna rağmen kilo veriliyor siz düşünün artık gerisini :D

      Emzirmekten imtina etmeyin. Emzirmek Allah'ın annelere verdiği en büyük lütuf, hele ki benim gibi rahat bir insansanız emzirin gitsin. Tıbbi bir gereklilik olmadıkça ve dr önermedikçe mama hazırlama derdi yok (ilk 6 ay sadece anne sütü) sıcak oldu soğut fazla soğudu tekrar ısıt. Ben Egemen'in gece uyanmaları bitene kadar emzirmeyi bırakmayı düşünmüyorum :))) Çok şükür o da şu an bırakma niyetinde değil. Ben 16 ay boyunca gece uyanmalarında sadece emzirdim. Asla aşırı sağlıklı aşırı dengeli beslenen biri olmadım. Sütüm artsın diye ben de boza içtim soğan yedim ama emzirmek sütü arttıran en önemli faktör. Kilo vermede etkili bir faktör hem de. 



Burada bir noktaya da değinmek isterim. Nasılsa emziriyorum diyerek dünyaları yemek elbette kilo aldırır. Yukarıda hesabı var. Ürettiğin kadarını harcarsın. Üstüne bir de düzenli beslendin mi eski kilondan bile aşağı inersin. 
Emzirmek fizyolojik ve psikolojik yararlarının yanında matematiksel olarak da çok faydalı ben şu an 56 kiloyum. :)))))

20 Şubat 2015 Cuma

Keçe İşleri Güçleri

        Dört bir tarafı yarım işlerle çevrili olan biri olarak keçeye de el attığımı söylemek isterim. Kuzenimden özenerek "kumaşçı.com" 'dan bir heves aldığım 6 renk keçe ile o kadar çok ürün yapacaktım ki ticarete girip bol paralar kazanacaktım. Hatta bilenler vardır sizzix diye bir makine bile almayı düşündüm. Bu düşüncemi sevgili eşime de açtım ve sağ olsun beni kırmayarak makinenin yarı parasını yapıp sattığım ürünlerden karşılamak şartıyla kalanı vereceğini söyledi. Ancak maalesef böyle bir para hiç kazanılamadı :))))

        Ama yine de insanlık için küçük ama kendim için büyük işler yaptığım kanaatindeyim. Tıpkı oğlumun 1 yaş kurabiyesini kendim yaptığım gibi mevlidinde ve dişi çıktığında dağıtmak için kendi çapımda keçeden bir şeyler hazırladım.

        Geçen yıldan beri elimde olan keçe kapı süsü ve şu an aklımda olan yapmak için pek çok malzeme aldığım keçeden "bebek aktivite kitabı" gibi çalışmalarım da mevcut. Egemen hala bebek iken bitirebilirsem bebek kitabı olmasının bir anlamı olur tabii :p

Mevlitte dağıttığım kalp keçelerimiz. saksı süsü olarak çubuklu yaptım. ya da kim ne için isterse onun için kullanır :) Ama her nasılsa fotoğraf telefonumda olmadığı için instagram bağlantısı vereceğim. İyi ki oraya koymuşum :D

https://instagram.com/p/lsqCmIhFQA/?modal=true



     Diş buğdayı geleneği vardır bazı yerlerde ben yapmadım ama yine de hatıra olsun diye doğum gününde dağıttım magnetleri gelen misafirlere. İlk dişi çıktığında esprisi tabii ama oğlumda 8 diş vardı bunları verirken :)))) Geç olsun güç olmasın.






Ocak ayının sonlarına doğru görümcem nişanlandı. Bunları da erkek tarafına gidecek olan bohçalara koymak için lavanta kesesi niyetine yaptım.


       


 Nişan günü süslü iğnedanlığımı kardeşime verdiğimi hatırladım ve elimdeki malzemelerle bunu biçip diktim. Kullanmadığım bir tabağa silikonla yapıştırdım. Çok içime sindi ve beğenildi :))))







Kolay gelsin.


10 Şubat 2015 Salı

"1 Yaş" Kurabiyesi

Huu huu orda mısınız? 2. yazımı yazmanın keyfini yaşıyorum. Madem oğlumun doğum günü süsüyle başladım yine doğum günümüze gelen misafirlerimize vermek için yaptığım “1 yaş” kurabiyeleriyle devam edeyim. Yapım aşamalarının fotoğrafları yok maalesef ama bitmiş halini ve pastacı arkadaşımdan aldığım şeker hamuru kurabiyesi tarifini paylaşacağım.

Normalde dışarıdan alınanları yemeyi tercih etmeyiz. Bu yüzden ben de evde yaptım ve yiyenlerden çok güzel geri dönüşler aldım. Süslemesek dahi normal kurabiye olarak da yapılıp yenebilir.

İşte tarif:
  • 250 gr tereyağı
  • 7 yemek kaşığı buğday nişastası
  • 7 yemek kaşığı pudra şekeri
  •   İsteğe bağlı miktarda tarçın
  •  Alabildiği kadar un.

Tüm malzemeleri karıştırıp yumuşak bir hamur elde ediyoruz. "Kabartma tozu ya da yumurtayı yazmayı unutmuş." dediğinizi duyar gibiyim :p Ben de sormuştum çünkü. Üzerini şeker hamuru ile kaplayacağımız için kabarmasını istemiyoruz. Dolayısıyla malzemeler yazdıklarımdan ibaret.

Hamuru hazırladıktan sonra merdane ile çok ince ve çok kalın olmayacak şekilde açıyoruz. İstediğimiz kalıpla hamuru kesiyoruz ve tepsiye dizip hafif kızarana ve sertleşene kadar 175o ‘de pişiriyoruz. Kürdanla kontrol edebilirsiniz.



     Ben daha önce de deneme amaçlı değişik şekillerde kalıpla denedim. İlkinde şeker hamuru yapıştı. Kalıptan çıkarmada ve uygulamada zorlandım. Daha sonra yağlı kağıtta açmayı denedim ve sonrakiler güzel oldu. Şeker hamurunu kurabiyeye sabitlemek için de hafif ballı su kullandım. En son işlem olarak hayal gücünüz dahilinde süsleme ve yazı yazması kalıyor.

Diş ve diş fırçası şekilleri de vardı ama onları silmişim sanırım ekleyemedim. Instagram hesabımda bir fotoğraf var onun bağlantısını koymayı deneyeceğim.




Dip not: Eğer kurabiyeye çubuk takmak istiyorsanız pişmeden taksanız daha iyi olur kırılma riskine karşı. Yani çubuklarla pişecek. 


Kullandığım şeker hamuru ve bazı malzemeler.




Son yaptığım "1 yaş" kurabiyesi



Kolay gelsin.



“Everything will be better one day.”
“Bir gün her şey daha güzel olacak.”



9 Şubat 2015 Pazartesi

grapon kağıdından çiçek

Ne kadar iyi yazarım ne kadar devam ederim şimdiden bir şey söylemek zor; ama başlamadan bilemem. Bloğu olmayanı dövüyorlarmış sıra bana gelmeden açayım bir tane ben de dedim. Yazdıklarımı okuyan varsa eğer merhabalar :D

Ben 28 yaşında 14 aylık bir Egemen Melih annesiyim. Mesleğim yaklaşık 2 yıldır yani hamileliğimden bu yana böyle. Diyetisyenim demek bu anlamda doğru gelmiyor J  Ben de evladını 14 aya kadar getirmiş biri olarak farklı konularda hobilerimi paylaşmak istedim. Yazı yazmayı da çok özlemişim yazarken fark ettim.

Duruma göre zaman zaman bebek ve çocuk beslenmesi konulu yazılarım da olacak. veya hamilelikte beslenme ya da doğum sonrası kilolardan kurtulma vb.  Takipte kalın ;)

Şimdilik en başta bahsetmek istediğim konu oğlumun 1. yaş günü için google’da “gramofon kağıdı” olarak arattığım ama google efendinin bunu mu demek istediniz demesi üzerine “grapon kağıdı” olduğunu öğrendiğim materyalden çiçek yapımı.

Yapımı zahmetli olmayan ama yapıldığında doğum günü masamızı bir güzel süsleyen kağıt çiçekler sizin de masanıza çok yakışacak. Bir çok sosyal paylaşım sitesinde parti organize edenler bol bol kullanıyor. Hiç para vermeyin kendiniz yapın J İstediğiniz renk ve boyutta yapabilirsiniz.

Ben bir bütün grapon kağıdını açıp 2’ye katladım ve ortadan kesip üst üste koydum.




Şekilde görüldüğü gibi bir alta bir üste ilkokulda kedi merdiveni yaptığımız gibi kağıt bitene kadar katlıyoruz.



Sonrasında ortadan ince bir ip ile açılmasın diye bağlıyoruz ve 2 kat kağıdı yavaşça yırtmadan açıyoruz. Kendiliğinde çiçek gibi oluyor zaten. Bu kadar.




Bizim masamızda ben 3 renk kullandım konsepte uygun olsun diye.



Kolay gelsin...



“Everything will be better one day.”
“Bir gün her şey daha güzel olacak.”